Dava Şartı Sigorta Başvurusuna İlişkin Yargıtay’dan Ezber Bozan Karar

Mahkeme: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Karar No: 2023/12689E.-2024/4378K. Karar Tarihi: 08.05.2024

Yargıtay’dan Dava Açılmadan Önce Sigorta Şirketine Başvuru Zorunluluğunu Esneten Önemli Bir Karar

Hukuk sistemimizde usul kurallarının, hak arama hürriyetini kısıtlayan aşırı şekilci birer engele dönüşmemesi gerektiğini her fırsatta dile getiriyoruz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 08.05.2024 tarihli kararı, tam da bu noktada Anayasa’da güvence altına alınan temel haklar ve "hakkaniyet" ilkesiyle örtüşen, ezber bozan bir nitelik taşımaktadır.

Davanın Arka Planı ve Yerel Mahkemenin "Usulden Ret" Kararı

Uyuşmazlık, 24.07.2021 tarihinde meydana gelen bir trafik kazası sonrası davacıya ait araçta oluşan değer kaybının tazmini talebiyle başlatılmıştır. Davacı, hem araç işletenine hem de ilgili sigorta şirketine karşı dava açmıştır.

Ancak İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, yaptığı incelemede şu gerekçelerle davanın usulden reddine karar vermiştir:

  • 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi uyarınca sigorta şirketine yazılı başvuru yapılmasının bir dava şartı olduğu.
  • Dosya ve UYAP üzerinden yapılan incelemede böyle bir başvurunun tespit edilemediği.
  • Dava şartı noksanlığı nedeniyle yargılamaya devam edilemeyeceği.

Adalet Bakanlığı ve "Kanun Yararına Temyiz" Süreci

Dava değeri düşük olduğu için istinaf aşamasında kesinleşen bu karar, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz edilmiştir. Bakanlık, sigorta şirketine başvuru zorunluluğunun tamamlanabilir bir eksiklik olduğunu ve davacıya süre verilmesi gerektiğini savunmuştur. Ayrıca, araç maliki (işleten) yönünden böyle bir başvuru şartı bulunmadığı halde davanın tamamen reddedilmesinin usule aykırı olduğu belirtilmiştir.

Yargıtay’ın Vizyoner Yaklaşımı: İhtiyari Arabuluculuk Şartı Karşılar Mı?

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, yaptığı hukuki değerlendirmede kanunun ruhuna odaklanmıştır. Mahkeme, KTK 97. maddedeki başvuru şartının amacının; sigortacıyı rizikodan haberdar etmek, uyuşmazlığı yargı dışı yollarla çözmek ve mahkemelerin iş yükünü azaltmak olduğunu vurgulamıştır.

Kararın en can alıcı noktası şudur:

  • Taraflar dava açmadan önce, zorunlu olmamasına rağmen ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurmuşlardır.
  • Arabuluculuk süreci sayesinde sigorta şirketi, rizikonun gerçekleştiği ve tazminat talebinin kapsamı hakkında bilgi sahibi olmuştur.
  • Bu durum, KTK 97. maddesinin amaçladığı sonucu fiilen doğurmuştur.
  • Dolayısıyla, arabuluculuk yoluyla bilgilendirilen sigorta şirketine karşı ayrıca bir yazılı başvuru aranması, dava şartı noksanlığı olarak kabul edilmemelidir.

Sonuç Olarak

Yargıtay, bu kararıyla "şekilcilik değil, amaca uygunluk" demiştir. Kararda ayrıca, müteselsil sorumlu olan araç işleteni yönünden hiçbir başvuru şartı bulunmadığı hatırlatılarak, bu davalı yönünden davanın her halükarda esastan incelenmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.

"İhtiyari arabuluculuk yoluyla sigorta şirketinin haberdar edildiği durumlarda, davanın başvuru eksikliği nedeniyle reddedilmesi hakkaniyete aykırıdır."

Bu emsal karar, özellikle trafik kazalarından doğan tazminat davalarında uygulanan katı usul kurallarının esnetilmesi açısından büyük bir kazanımdır.