Boş Kağıda İmzalanan Tahliye Taahhüdü Geçerli Midir?

Av. Hayrunnisa Şahin 2026-02-09 14:31:46 Kira Uyuşmazlıkları 5 dk okuma

Kira Hukukunda Tahliye Taahhütnamesi ve İspat Yükümlülüğü

Kira hukuku, hem kiraya veren hem de kiracı için oldukça hassas dengeler üzerine kuruludur. Bu dengelerin en çok tartışıldığı alanlardan biri de tahliye taahhütnamesi belgeleridir. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan "boş kağıda imza atılması" veya "tarihlerin sonradan doldurulması" gibi durumlar, taraflar arasında ciddi hukuki uyuşmazlıklara yol açmaktadır. Bu yazımızda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun güncel kararları ışığında, boş tahliye taahhüdünün geçerliliğini ve ispat yükünün kimde olduğunu detaylıca inceleyeceğiz.

Tahliye Taahhütnamesi Nedir ve Geçerlilik Şartları Nelerdir?

Tahliye taahhütnamesi, kiracının kiralanan taşınmazı belirli bir tarihte boşaltmayı üstlendiği yazılı bir irade beyanıdır. Ancak bu beyanın hukuken geçerli olabilmesi için belirli şartları taşıması gerekir:

  • Yazılı Olması: Kanun gereği taahhüdün adi yazılı şekilde yapılması şarttır.
  • Serbest İradeyle Verilmesi: Kiracının üzerinde herhangi bir zorlama (cebir) olmaksızın bu belgeyi imzalamış olması gerekir.
  • Belirli Bir Tarih İçermesi: Tahliye edilecek tarihin açıkça belirtilmiş olması esastır.
  • Kira Sözleşmesinden Sonra Verilmesi: En kritik madde budur; taahhüt, kira sözleşmesinin imzalanması sırasında değil, taşınmazın tesliminden sonraki bir tarihte verilmiş olmalıdır.

İspat Yükü Kimin Üzerindedir? (TMK m. 6 ve HMK m. 190)

Hukukumuzun temel taşlarından biri olan ispat yükü kuralı, tahliye davalarında hayati önem taşır. Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 6. maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190. maddesi uyarınca:

Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran veya iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur.

Bu bağlamda, eğer bir kiracı imzaladığı taahhütnamenin geçersiz olduğunu, tarihlerin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğunu veya belgenin baskı altında (manevi cebir) imzalatıldığını ileri sürüyorsa, bu iddialarını kanıtlamakla yükümlü olan taraf kiracının kendisidir.

Boş Kağıda Atılan İmzanın Hukuki Sonucu

Birçok kiracı, kira sözleşmesi yapılırken boş bir kağıda veya tarihleri boş bırakılmış bir forma imza attığını belirterek tahliyenin durdurulmasını talep etmektedir. Ancak yargı pratiği bu konuda oldukça nettir. Belgeyi imzalayan kişi, o belgenin üzerindeki boş kısımların ne şekilde doldurulacağını peşinen kabul etmiş sayılır.

Hukuk literatüründe de belirtildiği üzere (Kanık, s. 1293), düzenleme ve boşaltma tarihlerinin sonradan tamamlanması tek başına belgenin geçersizliğini gerektirmez. Eğer kiracı, bu tarihlerin aralarındaki sözlü anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu iddia ediyorsa, ispat yükümlülüğü kendisine geçer. Mahkemenin ispat yükünü ters çevirerek ev sahibinden kanıt beklemesi hukuka aykırıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı İncelemesi

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/975 E. ve 2021/1108 K. sayılı ilamı, bu konudaki tartışmalara son noktayı koymuştur. Karara konu olan somut olayda süreç şu şekilde gelişmiştir:

  1. Davacı (Kiraya veren), 14.03.2013 tarihli taahhütnameye dayanarak kiracının taşınmazı boşaltmasını istemiştir.
  2. Davalı (Kiracı), taahhütnamenin kira sözleşmesiyle aynı anda alındığını ve manevi cebir altında imzalatıldığını savunmuştur.
  3. Yerel mahkeme başlangıçta davanın reddine karar vermiş olsa da, Yargıtay bu kararı bozmuştur.

Yargıtay'ın vurguladığı temel esas şudur: Tahliye taahhütnamesinin kira sözleşmesinden önce veya sözleşme anında imzalatıldığını iddia eden kiracı, bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eğer kiracı bu iddiasını yazılı delil veya eşdeğer bir kanıtla ispatlayamazsa, taahhütname geçerli kabul edilir ve tahliye süreci gerçekleştirilir.

Manevi Cebir ve Kötü Niyet İddiaları

Kiracıların sıklıkla başvurduğu bir diğer savunma ise "ev bulamama korkusu" veya "iş yerini kiralayamama baskısı" nedeniyle taahhütnameyi imzalamak zorunda kaldıkları yönündeki manevi cebir iddiasıdır. Ancak hukuk sistemimiz, sadece genel bir baskı hissini irade fesadı olarak kabul etmemektedir. İradenin gerçekten sakatlandığının somut delillerle ortaya konulması gerekir.

Ayrıca, boş bırakılan kısımların kiraya veren tarafından kötü niyetli olarak doldurulduğu iddiası da yine kiracı tarafından ispatlanmalıdır. İmza sahibi, boş kağıda imza atmakla karşı tarafa "bu boşluğu doldurma yetkisi" vermiş sayıldığından, sonradan yapılan itirazlar genellikle hukuki karşılık bulmamaktadır.

Sonuç Olarak Dikkat Edilmesi Gerekenler

Kira ilişkilerinde tarafların hak kaybına uğramaması için şu noktalar kritiktir:

  • Kiracılar için: Ne olursa olsun, tarihleri boş olan veya içeriğini tam olarak anlamadığınız hiçbir belgeye imza atmayınız. Boş kağıda atılan imzanın "açığa atılan imzanın kötüye kullanılması" kapsamında ispatı oldukça zordur.
  • Ev sahipleri için: Tahliye taahhüdünün geçerli sayılması için ispat yükünün doğru yönetilmesi ve belgenin kira başlangıcından makul bir süre sonra alınması hukuki güvenliği artıracaktır.
  • Hukuki Danışmanlık: Gerek tahliye davalarında gerekse taahhütname hazırlama sürecinde uzman bir avukattan destek almak, telafisi imkansız zararların önüne geçecektir.

Unutulmamalıdır ki; hukuk, sadece haklı olanı değil, haklılığını ispat edebileni korur. "Boş kağıda imzaladım, geçersizdir" düşüncesi, güncel Yargıtay içtihatları karşısında ne yazık ki karşılıksız kalmaktadır.

Kira uyuşmazlıklarında bir avukattan destek almak, haklarınızı en iyi şekilde korumanızı sağlar. Hem kiracıların barınma hakkını hem de ev sahiplerinin mülkiyet hakkını koruyan yasal bir denge mevcuttur. Sorularınız ve hukuki danışmanlık ihtiyaçlarınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz.